İsim
Parola   Üye olŞifremi unuttum
 

SIIRLER ANASAYFA SİZDEN GELENLER FOTOĞRAFLAR KÖŞE YAZARLARI DUYURULAR HABERLER ARGUVAN HAKKINDA VİDEOLAR TÜRKÜLERİMİZ FAYDALI LİNKLER İLETİŞİM BİLGİLERİ
 
 
SİTEMİZİ BEGENDİNİZMİ
EVET
HAYIR
FİKRİM YOK

Ankete 836 oy verildi.

 

 

 

 

 

 

Düşünce, öneri ve yorumlarınızı yazmak için lütfen buraya tıklayın

    Kopyala yapıştır yapmak için klavyeyi kullanabilirsiniz.
Ad :
Soyad :
Doğum Tarihi : gün ay yıl
Nereli (İl - İlçe - Köy) :
Yaşadığı Yer (İl - İlçe - Köy) :
EPosta :
Telefon :
Mesaj :

Sizden gelenler aşağıda listeleniyor..
Ad : HUSEYIN
Soyad : GOKSU
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : arguvan komurluk
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : umranye ıstanbul
Mesajı :

        Çok değerlı dayımız gavur Alı′yi kaybettık . Başta üzüntülerimi belırterek  tum parlak  ailesine  baş sağlığı dılerim . gavur Alı dedım   çünkü  Atmada  yiğitler  lakabıyla  anılır  . Zamansız  bır  ayrılıktı   Alı dayı   ben Takonun ( rızanın ) oğlu  Huseyın .

senı  çok özluyeceğız  ama  ne yapalım kı   olum hepımız  ıçın  . mekanın  cenet olsun .

 sızın gıbı  onurlu yureklı  ınsanlar  gunumuzde   kalmadı  soylenecek  fazla bır şey  bulamıyorum 

tekrar  mekanın cenet olsun   yengeye  çocuklara   başsağlığı  dılıyorum   Allah      sabırlar versın     

  takonun oğlu   huseyın   goksu

Kayıt Tarihi : 10.06.2010 11:12:56

Ad : Yusuf
Soyad : Aslan
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : Malatya Fethiye
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : Malatya Fethiye
Mesajı :
Degerli Vekilim.
 
Sayın "Oktay Vural, beyefendiye. 

Sayın vekilim, geçen günü, tv de haberleri izlerken, Malatya Millet Vekili, Sayın. Veli Ağbaba′nın üzerine hücum eden, bir çok millet vekilini gördüğümü,
hatta, Sayın Veli Ağbaba′nın boğazını sıkıp, birde, suratına tokat atmaları, beni utandırdı.
Benim, utanmakla birlikte ( o millet vekillerine) yazmış olduğum bir şiirimi size gönderiyorum. 

Sayın. Vekilim, Allah′ını seversen, bu şiirimi mecliste′de oku. 

Selam ve hürmetlerimle birlikte Saygılarımı sunarım.

--------------------------------- 

HER KILIĞA GİRDİNİZ YA? 

Adem gibi hanemize 
Şordan çıkıp geldiniz ya 
Ağlanacak halimize 
Şeytani ce güldünüz ya 

Bi hoş çalar, bozuk kaval 
Biz de baktık aval aval 
Nihayet ananı da al 
Defol burdan dediniz ya 

Muhammed in itretini 
Mübarek Ehli Beytini 
Bir milletin vekilini 
Üşüşüp de dövdünüz ya 

Böyle mi olur ekoller 
Söz de bunlar tam akiller 
Aferin size vekiller 
Milleti de böldünüz ya 

Meyl etmem cine şeytana 
Iramam dine imana 
Kul Yusuf u ahmak sanma 
Her kılığa girdiniz ya? 

Söz: Yusuf Aslan. 
Malatya / Fethiye.
Kayıt Tarihi : 23.04.2012 06:50:55

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :
 MEMLEKETİMİ ÖZLEDİM    (21/04/20012)
Ne oralardaki sevdamız kaldı
Nede gurbet ellerdeki sevdalarımızı yaşabildik
Komadılar izin vermediki zalimler her bir şeyi doğru yaşayalım
Zehir ettiler ekmeğimizi aşımızı
Boyun eğmeyi öğrettiler
Ama boyun eğmeyi de biz beceremedik
Her geçen gün sevenlerimizden ayrı kaldık acılarımızla sevdalarımla
Tek karlı çıktığımız yanımız sevdalanmayı becermekti
Onunda kıymeti yoktu kavuşmadıktan sonra
Köyümün güzel insanlarına hoşçakal demeden gözlerimizi yumacağız
Ve iki delikanlı köylüm götürecekler mezarlığa
İşte sonumuz başladığı yerde biticeğini anlayacağız

Memleketi özlemek ne kelime
Burnumda tütüyor çiçeklerin kokusu
Köyüme bahar gelmiş de benim mi haberim yok
O güzelim çeşmelerden gözlerden taslarla su içmeyi
Kayısıyı bademi elmayı armudu dalından yemeyi
Üzümü bağından yemeyi özledim
Hatta o kuş seslerini derelerin sarıltısını
Yaşadığım en anlamlı sevdalarımı
O memleketimin toprağının kokusunu özledim
Kömbesini bişisini yağlı ekmeğini çökeleğini 
Ben köyümü
Ben köyümdeki geçen paha biçilmez güzel günlerimi geçmişimi özledim

Köyüme geleceğim ama 
Göz yaşları dökmeden dimdik durmayı becerebilecek miyim
Köyümün havasını soluyup suyunu içtiğimde 
Neler geçecek aklımdan siz bilebilecek misiniz
Benim oralarda çok güzel anılarım geçmişim var
İşte onları hatırlamadan yapabilecek miyim
Yoksa anlamsız bakışlarla köyüme son defa bakıp ayrılacakmıyım 
O taşlı yolardan. Şiirin yazarı :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38 MALATYA
Kayıt Tarihi : 21.04.2012 12:52:50

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı : ‎300 TANEDEN FAZLA OLAN KİŞİSEL GELİŞİM TOPLUM PSİKOLOJİSİ FELSEFİK YAZILARIMI YAZARKEN DİKKAT ETMEM GEREKEN NOKTALAR.
1- İyi bir GÖZLEMCİ OLMAK ve çevremizdeki yaşanan olayları insanların tavırlarını iyi bir şekilde incelemek anlamaya çalışmak.
2- Uzun bir süre felsefik toplum psikolojisi kişisel gelişim üzerine iyi bir BİLGİ BİRİKİMİ elde etmek yani felsefik toplum psikolojisi kişisel gelişim üzerine uzun bir süre çok sayıda kitaplar okumak.
3- Yazacağım Bir sonraki konunun felsefik kişisel gelişim ve toplum psikolojisi üzerine anlamını anlamak ve konuya adapte olup konsantrosyonu sağlamak için bir önceki konuyu UNUTMAYA çalışmak . ( bir doktorun yeni hastasını tedavi edebilmesi için, bir öncek hastanın sorunlarını sağlık problemlerini unutmaya çalışması gibi.) tabii bir önceki konunun ÖZÜ aklımda kalıyor. yani bir önceki yazdığım felsefik konulara saplanıp kalmamak ve bir önceki konuları takıntı yapmamak , ayrıca bir öncek konuya saplanıp kalan önüne gelene anlatan saplantı haline getiren kişi o yazıların felsefenin gerçek sahibi değildir. ( benim yazılarıma sahiplenenlerin yaptığı yazdığım bir kaç konuya saplanıp kalmaları, kendileri yazmışlar gibi önüne gelene anlatıp kendilerini yazar felsefeci ilan etmeleri gibi. Buda beyinlerinde zaten var olan kimyasal değişimin hızlanmasına neden olmasına )
4- Yazdığım konularda yaşanan olaylarda toplumun kişilerin tavırlarında KESİN YARGILARA dikkat etmek.( bazen, asla, ara sıra, hemen hemen, genelde, genellikle vb gibi terimler kullanmak .)
5 - Yazmak istediğimi konuyu ETRAFLICA HER YÖNÜYLE düşünüp anlamaya çalışıp yazmak.
6- Yazdığım konularda okuyan insanların PSİKOLOJİK BİR DESTEK MORAL vermeyi amaç edinmek, hayatlarına anlam katacak şeyleri anlatmak.
Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 8456138
Kayıt Tarihi : 21.04.2012 09:01:38

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :
HAYATTA NE İSTEDİĞİNİ BİLMEYEN İNSANLARI DUYGULARI VE HAYATA BAKIŞ AÇILARI VE FELSEFESİ
Hayatta ne istediğini bilmeyen insanlar kendilerine bir belirli hedef belirlemeyip amaç edinmezler ve nerede ne yapmaları gerektiğine nerede durmaları gerektiğine zamanında karar vermekte zorluk çekerler. Bu tavırları çevresindeki insanlara zaman zaman ilginç gereksiz anlamsız gelip maddi manevi zararlar görmeleri de söz konusudur.
Fener yolundaki Tekel bayii dükkanıma gelen sevdiğimiz bir abimiz bana kız çocuğunun birkaç tane yabancı dil bildiğini ve bir üniversite bitirip mühendis olduğunu ama yinede üniversite kazanma sınavına girip yeni bir üniversite okuması ihtiyacı duyduğunu aslında bitirdiği üniversiteden güzel günümüzde geçerli bir mesleği olduğunu anlattı ve ikinci bir üniversiteye girmesini eğitimini almasını engel olamadığından bahsetti bana, bende kimi insan çocukları olsun yakınları olsun, onlara nerede durmaları gerektiğini dile getiremeyip uygulamasını yapamazlar ve çocukları yakınları neyi isterse maddi manevi anlamda onu eksiksiz yerine getirmeye çalışırlar ve çocuklarını yakınlarını böyle bir yaşam tarzına alıştırırlar, onlarda ne istese eksiksiz yerine geldiği için isteklerine sürdürmeye artırmaya devam ederler dedim..Oda bana evet hayır kelimesini söyleyemediğini istedikleri her şeyi yaptığını yokluğu öğretemediğini söyledi.
Gerçekten günümüzde bir kaç tane üniversite bitirip birden çok mesleğe sahip olan insanlar mutlaka vardır ama önemli olan insanın sevdiği ve iyi bir ekonomik gelir elde edebileceği bir mesleği yapmasıdır. 
Kimi insan hırsını yenemez içinde okuma isteğine bir üniversite daha bitireyim mantığına karşı koyamayıp, bir üniversite daha bitireyim diye düşünüp bundan zevk almaya sempati duymaya bu fikre sıcak bakmaya ve üniversite sıralarında olmayı bir ALIŞKANLIK haline getirmiş olması hatta kimilerinde bunun bir hastalık aşamasına gelmesi bile söz konusu olabilir zaman zaman. Kimi öğrenciler ise üniversite hayatından kopup meslek hayatına geçmekten ve yaşamın kendilerine neler sunacağından korkmaları ve bundan tatmin olup olmayacaklarını düşünerek ikinci bir üniversiteyi bitirmek isterler. Belki de üniversite hayatı pespembe gelir onlara, ya da bitirdikleri üniversitenin kendilerinin severek yapacakları bir meslek olmadığını bilinçsizce yapılan bir seçim olduğuna da karar verdikleri ve yeni bir meslek sahibi olmak, o alanda başarılı olmak ve ek iş olarak düşündükleri için ikinci bir üniversite bitirmek isterler bütün zorluklara rağmen.
Yukarıda anlattıklarım hayatımızın her alanında geçerlidir. Meslek hayatında olsun yaşamımızın her alanında kendimize iyi bir hedef belirleyip seçimlerimizi zamanında yerinde yapmanız ve kendinize çevrenize iyi bir gelecek sunmanız dileğiyle. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 84561 38 Malatya

Kayıt Tarihi : 21.04.2012 08:55:12

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı : GİZLİ SAKLI CANAN"IM
Beni hatırladıkça beni düşündükçe 
Ne de yanarmış yüreği
Köşe bucak saklanır 
Gizli gizli ağlarmış
Benim güzel sevdam 
Benim gizli saklı canan"ım

Gün geçmiyor ki 
Göresi gelsin 
Bilesi gelsin
Benim kendisi için, için için nasıl yandığımı
Kavuşturmayanlar utansın 
Benim güzel sevdam
Benim gizli saklı canan"ım

Tükenmiş bütün umutları
Başına vurmuş sevdasının çekilmez kahrolasıcası acısı
Deli divane gezer olmuş 
Benim güzel sevdam 
Benim gizli saklı canan"ım
şiirin yazarı:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/alitanergobek@hotmail.com / MALATYA/0506 845 61 38/ 16/03/2012
Kayıt Tarihi : 29.03.2012 13:09:16

Ad : ali
Soyad : toplu
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : komurluk
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : beylıkduzu ıstanbul
Mesajı : sıte vıdyolarını daha aktıf hale getırıseneız memnun olurum bırde arguvanın sevılen muzıklerını eklermısınız saygılarmla
Kayıt Tarihi : 29.03.2012 08:44:59

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı : BAŞBAKAN ERDOĞAN"IN DERSANELERİ KALDIRMASI,
Dersanelerde uygulanan eğitim ve öğretim sistemininin her geçen gün gelişen bilim ve teknolojinin de yardımıyla dersanelerden DAHA GELİŞMİŞ EĞİTİM VE ÖĞRETİM sisteminin zamanla LİSELERE uygulanmasıyla gerçekleşeceğine inanıyorum. Bu yaklaşım çocuklarını dersaneye gönderen ve büyük paralar harcayan veliler için güzel bir çözüm olur ama ilk dönemlerde özel ders alan öğrenci sayısında artma olup daha sonra verilen yeterli düzeyde geliştirilmiş lise eğitim ve öğretimden sonra özel ders alan öğrenci sayısı azalmaya başlar. Bu da aynı zamanda devletin eğitim ve öğretimde daha büyük sorumlulukları üstlenmesi demektir.yazan:alitanergobek@hotmail.com
Kayıt Tarihi : 28.03.2012 16:12:25

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı : ÇOCUKLARIN 5 YAŞINDA İLK OKULA BAŞLAMASINI ANNELERİN AÇISINDAN baktığımızda 5 yaşındaki el kadar çocuk nasıl okula gidecek diye annelerin STRESE girmelerine neden olup annelerin psikolojilerinin bozulmasına ve bundan çocuğunda psikolojisinin etkilenmesine buda çocuğun beslenme bakım gibi konularda olumsuz etkilenmesine neden olabilir.
Kayıt Tarihi : 23.03.2012 10:56:33

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :
İLK OKUL EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNİN 6 YAŞA İNDİRİLMESİNİN günümüz koşullarında bence doğru bir karardır. Çünkü çocuklar için radyo televizyon proğramlarının sayısının artması çocuk gelişimi üzerine proğramlar verilmesi. ailelerin çocuk yetiştirme üzerine bilinçlendirilmesi ve çocuğa karşı daha bilinçli bilimsel yaklaşımların olması ve bu proğramları çocukların seyretmesi ÇOCUKLARDAKİ BİLİNCİN DAHA ÇABUK GELİŞMESİNE katkıda bulunmasına, halk bu çocuk bu yaşta ne kadar akıllı diye yakıştırılmasına neden olması ve günümüz akıllı çocuklarında 7 yaşında okula başlamasının bir yıl zaman kaybı olduğuna inanıyorum.Bazen bakıyorum da çevremdeki çocuklara günümüz gelişen teknolojisine bizden daha yakın daha meraklı ilgili davrandıkları bilgili olduklarını görmekteyim.. 
 çocukluklarımızı biz tatil günlerinde yaşamaya çalışırdık yada yıl sonu tatilinde, tabii burda benim anlattığım şey tv radyo vb gibi iletişim haberleşme araçlarıyla çocuklarının bilinç yapısının hızlı gelişmesi çocukların bir çok şeye farkındalığının duyarlılığının algılamasının olgunlaşmasının geçmişten günümüze baktığında DAHA HIZLI bir şekilde kendini göstermesidir. Amaçlarını düşününce onu siyasi arenada anlamaya çalışmak lazım ama benim için sadece 6 yaşının günümüz akıllı çocuklarında geçerli olması ilk okula başlaması için
yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/alitanergobek@hotmail.com MALATYA 
Kayıt Tarihi : 16.03.2012 12:52:21

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :

HAREKETLİ BİR İŞ ORTAMI İSTERSİNİZ YOKSA SABİT BİR YERDE BÜRODA MI ÇALIŞMAK İSTERSİNİZ ve FELSEFESİ  14/03/2012

    Hani kimi insan vardır hareketli bir iş ortamında  çalışmak ister ve ben büroda oturamam ben hareketli işlerde çalışmaya alışkınım diye kendilerini ifade ederler.

    Kimi insanda benim için fark etmez ister hareketli iş olsun ister oturarak çalışayım yeterki işim olsun diye kendilerini ifade ederler.

    Kimi insanda vardır benim işim büroda olacak ben pek hareketli işi sevmem büroda sabit bir yerde çalışmak isterim diye kendini ifade eder.

    Kimi insanda vardır sağlık koşullarının ev verdiği ölçüde hangi yaşta olursa olsun kendisine bir meşgale arar ve bazen anlam veremezsiniz yaptığı şeylere yaptığı işlere,  paraya ihtiyacı yokturdur ve oldukça ekonomisi iyi hatta emekli  ek geliri çok olan birisidir ama bir bakarsınız ki o yaşta dükkan çalıştırıyor esnaflık yapıyor, yanına yaklaşıp  sorduğunuzda bu yaşta niye bu kadar zahmet dediğinizde bizlere verdikleri cevap ise evde oturamıyorum evde oturmaktan sıkılıyorum bunalıyorum, kahve alışkanlığımda yok buraya gelmeden de yapamıyorum benim ki hastalık gibi bir şey diye kendilerini savunduklarına ve yeter ki bir meşgalem olsun zaman geçsin böyle huzur buluyorum dediklerine bile tanık olduğumuz anlar olur. Mesala saz kursuna gittiğim saz hocam da bana aynı şeyleri söyledi buraya gelen insanlara sabahtan akşam 22:00 kadar saz eğitimi veriyorum insanlara muzik aletlerini öğretmek beni mutlu ediyor, kahveye gitme alışkanlığım yok burada huzurluyum eve hiç gitmek istemiyorum tek başıma yaşıyorum diye kendini dile getirmişti bana. Yine yıllar önce fener yolunda elinde gezerek kol saati satan bir yaşlı bir amcaya yaklaştım ve sokak sokak dolaşıp bu saatleri satmaya çalışıyorsunuz ne kazanıyorsunuz dediğimde bana benim binalarım katlarım var ama benim bacaklarımdan ve belimden rahatsızlığım var yürümek benim rahatsızlığıma iyi geliyor sağlığım için yapıyorum bu işi kol saati satmakta bahane demişti ve kimi insan sağlığı için yapıyordur bazı şeyleri .

Kimi insan hangi yaşta olursa olsun çalışmayı sever ve üretkenlik ortaya maddi manevi bir şeyler koymak onun en büyük mutluluğu psikolojik olarak rahatlamasıdır ve işine olan sorumluluğu ciddiyeti çok önemlidir. Hani derler ya işinizin eşinizin kıymetini bilin diye … yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /( walt whitman)alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38 MALATYA

Kayıt Tarihi : 14.03.2012 14:17:10

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı : YAZILARIMI HANGİ SİTELERDEN OKUYABİLİRSİNİZ 
2007  yılandan beri internet sitelerinde yayınlanan Yaklaşık 250 taneden fazla olan felsefik kişisel gelişim toplum psikolojisi üzerine yazıllarımı facebook"tan FELSEFE YAZIYORDA "dan okuyabilirisiniz.. ve yazılarımı okudukça eski gönderileri tıkladığınızda sırasıyla yüklediğim yazılarımın hepsini okuyabilirsiniz.yazan:alitanergobek@hotmail.com. Ayrıca arguvan radyosu.com, mazlum zengin.com, malatyaarguvan.com, arguvankömürlük.com ziyaretçi ve sizden gelenler bölümünden 1.2.....SAYFALARDAN , narmikan.com ziyaretçi defterinden okuyabilirsiniz. alitanergobek@hotmail.com
Kayıt Tarihi : 13.03.2012 09:40:15

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :

İNSANLARI BEYNİNİZDE 15 DAKİKADAN FAZLA TAŞIYOR MUSUNUZ ACABA VE FELSEFESİ NASIL
Aslında mantıklı düşünürsek çevremizdeki problemli ve sürekli önümüze sorunlar yaratan kişileri beynimize 15 dakika taşımak bile doğru değil, ki eğer 15 dakikadan fazla beyninizde taşırsanız o kişiyi değerli sizin için önemli kılarsınız ve onu uzun süre düşündüğünüzde kendinize hakim olamayıp çevrenizdeki sizin için önemli başka insanları da kırarsınız hatta kendi sağlığınıza da zarar verirsiniz tansiyonunuz yükselir başınız ağrır kalp atışlarınızın düzeni bozulur şekeriniz yükselir gülmeyi unutursunuz vb gibi.
Bana göre eğer size yaptıklarıyla üzen moralinizi bozan bir kişiyi düşünerek iç huzursuzluk sinirlilik asabiyete neden oluyorsa bilinki o karşınızdaki kişi ve kişiler bundan MUTLULUK duyacak SEVİNECEKLER ve hatta üstünüze üstünüze gelecekler ama unutmayınki siz o kişi ve kişilerden her zaman çevrenizdeki insanların gözünde maddi manevi anlamda bir kaç gömlek daha üstünsünüz demektir.(benim gibi) 
Çevrenizde değerlerinizle topluma sunduğunuz maddi manevi anlamda katılımlarınızla ve güzel karakterinizle sevilen sayılan birisi olduğunuz için size olan kıskançlık çekememezlik duyguları ve sahip oldukları komplekslerden ruh sağlıklarının bozuk olmasından dolayı sizi üzmeye huzurunuzu kaçırmaya beyninizi işgal etmeye çevrenizdeki insanları size kötülük vermeleri için çaba göstermeye sizi farklı anlatmaya çalışacaklardır. (mesala benim 2007 yılından beri yaklaşık 20 sitede internette yayınlanan 160 taneden fazla olan kişisel gelişim felsefik hikaye şiir vb gibi yazılarıma SAHİPLENENLERİN yaptığı gibi.) Ama unutmayın beyninizde taşıdığınız kişilerin sizin için size huzur veren, sizi mutlu eden dünyası karakteri güzel insanlar olmalı ve HAYATINIZA ANLAM katan hayatınızı renklendiren kişiler olmalı ki iç huzurunuz olsun pozitif davranan güzel örnek bir insan olasınız. Onun için hayatta önem değer verilecek insanlar verdiğiniz öneme değere layık olmalılar tavırlarıyla yaklaşımlarıyla.yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com MALATYA /0506 845 61 38/ 0216 338 67 09

ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI     03 Mart 2012 11:06 | istanbul kadıköy ataşehir
HANGİ İNSAN TİPLERİNDENSİNİZ VE İNSAN TİPLERİ KARAKTERLERİ NASIL ACABA?
Kimi insan vardır ne tarafa çekerseniz o tarafa meyillidir eğrisini doğrusu açık seçik bir şekilde göremeyip kendisini etkileyen insanların söylediklerine inanır güvenir.(benim kardeşlerimin ikisi öyledir.)
Kimi insan vardır maddiyata değer verip hiçbir manevi değer tanımaz adamcılık oynar, saraylar bahşetseniz nankördür döner dolaşır hiç kimseyi bulamaz nazı size geçer gücü size yeter gibi size saldırır ve her türlü kötülük beklenir.
Kimi insan vardır tahriklere çabuk gelir hemen saldırıya geçip bir başkası senin için şunları söyledi, eşin için şunları söyledi dediklerinde o bir başkasına yada eşine saldırır.(söylentilere göre ünlü türkücü bizim Malatyalı Fahrin”in kahvede bir tartışmada tartıştığı kişinin ben senin eşinin sırtındaki beni bilirim demesiyle eve gidip karısını öldürmesi gibi. Oysaki karısının sırtındaki beni hamamda kadınlar görmüştür ve dile getirmişlerdir.)
Kimi insan vardır ne söyleseniz hemen alınır çok alıngandır bazen çekilmez olup şakaya pek gelmeyip suratı asık ciddi bir tavır sergilemeye herkesin konuştuğuna dikkat etmesi gerektiğini düşünüp ufacık şeyleri bile kendisine sorun eder ve kafasında sorunları büyütür.
Kimi insan vardır herkesin seviyesine iner çocukla çocuk büyükle büyük olur. (mesela benim dedem Abbas adıgüzel hakkında köylüleri böyle düşünürlerdi.)
Kimi insan vardır disiplinli yaptığı her işi sağlam güvenilir ne yaptığını bilen karekterlerdir. (Mesala benim dedemin kardeşi kemal dedemin bu yönünü çok beğenirdim.)
Kimi insan vardır işinde evinde dağınık ama hayat doludur ve mücadeleci kolay kolay her şeyden etkilenmeyen rahat bir kişiliği vardır ve yaptıklarından sonra arkasına bakmayıp geçmişi pek düşünmemeye çalışıp yarini yaşamanın mücadelesini verip dürüst davranmaya çalışır insanlara ve insanları seçmeden iyilik güzellikler sunmaya çalışır.. (mesela ben Ali Taner Göbekoğulları gibi.)
Kimi insan vardır hayat tecrübesi kültürü bilgisi deneyimiyle hareket edip güzel bir saygınlığı var olup toplum tarafından takdir edilen düşünceleri savunulan tanınan bir insan bir liderdir.
Kimi insanda vardır hayatı yalandır kendisini farklı birisi gibi göstermeye çalışıp, yalan dolanla yapar her işini ve insanları kandırmaya çalışır ama kendisinden başka kimseyi kandıramaz.(Mesala benim 160 taneden fazla olan kişisel gelişim felsefik yazılarıma SAHİPLENENLER Gibi.)
Kimi insan cömerttir fedakardır insan ilişkileri güçlü örnek herkes tarafından sevilen birisidir. YAZARI:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com /0506 845 61 38-0216 338 67 09 MALATYA/ ARGUVAN- DOĞANŞEHİR

ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI     22 Şubat 2012 08:51 | istanbul kadıköy ataşehir
KİŞİSEL ÇIKARLAR SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA DOSTLUK BİTER Mİ ACABA?
1986 yılında istanbul"a geldiğimde çevremdeki insanların tavrına hayata bakış açılarına baktığımda ve turizm meslek kursuna gidip otellerde çalışmaya başladığımda hatta küçüp çapta ticaretle uğraşırken paranın ön plana çıktığı ortamlarda girdiğimde, okuduklarımdan yaşadıklarımdan da edindiğim bilgi deneyim tecrübelerimle insanın yaşı ilerledikçe kişisel çıkarlar önem kazandıkça manevi değerler yok edilmeye mahkum edildikçe anladığım tek şey 1996 yılında tuttuğum günlüğüme KİŞİSEL ÇIKARLAR SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA DOSTLUK BİTERMİŞ meğer diye yazmıştım. Fakat çevreme baktığımda insanlar öyle bir hale gelmiş yada bana öyle geliyor çevremdeki kimi insanlar para gelsinde nasıl ne şekilde geldiğinin önemli olmadığı mantığını kendilerine yaşam tarzı edinmişler ayıbını günahını haramını düşünmeyecek tavırlar sergilemeleri bana ters geliyor ve şuna inanıyorum ki başka bir taraftan çıkar diye düşünmem gibi anlayışımın olmasından ileri geliyordu.Anladığım kadarıyla Tanrı da kendine göre öyle bir hukuku varki kötünün cezasını hem bu dünyada hem öteki dünyada kesiyor.
Yeri geldiğinde kişisel çıkarlarımı hiçe saydığım insanları seçmeden iyilik satıp güzellikler vermeye insani değerlerimden kopmamaya çalıştığımda sen kendinden başka kimseye zarar vermeyen bir adamsın diye eleştiriler alıyorum bazende bu eleştirilerini haklı buluyorum. paranın pulun bir şey ifade etmediği dostlukların önem kazandığı bir dünyada yaşamak umuduyla. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com MALATYA 0506 845 61 38-0216 338 67 09
Kayıt Tarihi : 12.03.2012 10:19:34

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :

HAYATTA GÜZEL ŞEYLER Mİ YOKSA ÇİRKİN ŞEYLER Mİ YAPMAK GEREK VE FELSEFESİ

    “Güzel olan her şeyi sevmek gerek” güzel olan her şeyi herkes kolaylıkla kabullenip sahiplenmek ister ama güzel olan her tavrı sergilemek sahiplenmek her babayiğidin harcı değildir yürek ister cesaret ister bazen para pul ister ve istemekle başlar her bir şeye sahiplenmek.

    Güzel şeyler yaparsınız toplumun beğenisini kazanıp daha fazla ilgi alakaya saygıya ödüle layık görülürsünüz. Hatta an gelir meşhur tanınan birisi olursunuz. Ama toplumun sosyal kültürel ahlaki değerlerine ters tavırlar sergilerseniz zamanla toplumun kin ve nefretini kazanıp, toplum tarafından dışlanılmaya mahkum olursunuz.

   Güzel şeyler yapmak için mücadele eden insanlar yeri geldiğinde maddi manevi anlamda güzel kazanımlar elde edebilmekte ve toplum tarafından iyi bir kariyer sahibi olup toplumun desteğini arkasına alarak daha güzel şeyler yapmaya teşvik edilirler.( Mesala benim 2007 yılından beri internet sitelerinde 160 taneden fazla kişisel gelişim felsefik yazılarımın okunması ve toplumun desteğiyle özgürce yazabilmem ve Topluma daha güzel felsefik değerler vermek üzere teşvik edilmem gibi.)

    Genel de güzel şeyler yaptığımızda hemencecik toplumun bizi anlamasını bekleriz ama bazen yaptığımız güzel şeyleri toplumun anlaması zaman alıp yeri geldiğinde anlaması mümkün olup hatta toplumun anlamakta geç bile kalabilir fakat güzel şeyler daimi kalır ve güzel bir şey olarak anılır.

Günümüzde güzel şeyler yapabilmek kimsenin çıkarına dokunmadan kimseyi huylandırmadan yapabilmenin zorluklarına katlanmak o cesarete sahip olmak gerekir.

   Çirkin bir tavır sergileyen meşhur tanınan birisi ünlü bir politikacı sanatçı olduğunda olay olur günün konusu olur ama her hangi birisi yaptığında toplumun fazla dikkatini ilgisini çekmez ve gerekli cezai maddi manevi anlamda yaptırımlar uygulanır.Yapılan güzel şeylere layık olmanız ve kıymetini bilmeniz dileğiyle.yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com/ 0506 84561 38-0216 338 67 09 MALATYA

Kayıt Tarihi : 16.02.2012 15:03:11

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :

PRENSİP SAHİBİ VE KURALCIMISINIZ ACABA? VE FELSEFESİ

     Kimi insanların yaşadıkları ortamdan geldikleri kültürden aldıkları eğitimden çevresinden ailesinden geleneklerinden göreneklerinden mesleği gereği bir takım prensiplere tutunup kuralcı davranmaya çalışırlar ve belirli hatta katı bir prensip sahibi olmak kuralcı olmakla  kendi çevresinde aile yaşamında iş ortamında meslek hayatında maddi manevi kazançlar sağladığı inancındadırlar.

    Kimi insan kuralcı ve prensip sahibidir ve prensiplerinden ve kuralcı davranmaktan kolay kolay vazgeçmezler. Vazgeçmemekte ısrarcı olurlar ve prensiplerinin ve kuralcı tavırlarının sergilemekte çekinmeyip karşı koyanlara karşı sert bir tutum sergileyip bundan rahatsızlık duyup sinirli davranıp yapıcı değil yıkıcı bir tutum sergilerler. Prensip sahibi olmak ve kuralcı davranmakla meslek hayatında aile hayatında özel yaşamında maddi manevi anlamda BAŞARILARA imza atacaklarına inanırlar ve zaman zaman bunda haklı çıkabilirler. Örnek olarak zengin bir iş adamının benim prensiplerim olmasaydı bu kadar zengin olmazdık iş hayatında bu seviyeye gelmezdik gibi konuşmaları duyarız. Yine Kimi anne babalar çocuklarına üniversite lise vb gibi hayatında fazla para vermeyip,  paraları olduğu halde evladının maddi sıkıntı çekmelerine neden olsalar da, evladım ben sana fazla para koysaydım cebine sen okumazdın dediklerini de duyarız. Öğrenci okurken fazla para verilmez prensibine sahiptirler ve doğru yaptıklarına inanırlar.Daha bir çok örnek verebiliriz bu konuya.

    Prensip sahibi kuralcı insanlar prensiplerinden ve kuralcı davranmayı uygulamaktan mahrum kaldıklarında maddi manevi anlamda zararlar göreceklerini ve çevresindeki insanların kendisine olan GÜVENLERİNİN azalacağına artık kendilerine itimat edilmeyeceğine ve yaşadığı ortamlarda güvenilmez bir karakter olarak görülecekleri tanınacakları korkusunu endişesini yaşarlar ve bununda hayatlarının her alanında kötü sonuçlar doğuracağına inanırlar.

    Prensiplerini uygulamakla kuralcı davranmakla çevresindeki insanları zor duruma düşürseler de yine dediklerini yaptırmakta ısrarcı katı bir tutum alırlar.

      Yıllar önce turistik otellerde garsonluk yaparken en son çalıştığım otelde, otel sahibinin otelden çalışmaktan atılan veya ayrılan bir kişiyi bir daha işe almazdı ve bunu kendisinin ve otelin prensibi olduğunu söylerdi. Anladığım kadarıyla  o kişiyi işe aldığında otele maddi manevi anlamda zarar vereceğine inanırdı.

Kimi insan özel eşyalarına dokunulmasını sevmez hiç kimseyle paylaşmaz ve telefonu çalsa bile telefonuna başkası tarafından bakılmasına cevap verilmesine kızarlar hatta kendisine gelen bir mektubun zarfın açılmasını kabul etmez ve eşine face book şifresini bile vermeyip kendisine ait özel şeylerin en iyi şekilde korunmasına sadece kendisinin kullanması gerektiğine inanan prensip sahibidir. Mesala benim 2007 yılından beri yaklaşık 20 tane internet sitelerinde yayınlanan felsefik kişisel gelişim vb gibi. yazılarıma kimseyi ortak etmek gibi düşüncem olmaz, bu da benim prensibimdir.

Hangi prensip sahibi ve kuralları benimserseniz benimseyin çevrenize ve kendinize yararlar getiriyorsa uygulamaya savunmaya devam edin ama çevrenizdeki insanlara prensipleriniz ve kuralcı tavırlarınız rahatsızlık veriyor sıkıntı yaratıyorsa yeri geldiğinde prensiplerinizden kuralcılıktan vazgeçmesini de bilmelisiniz.

Bu konu fener yolundaki tekel bayii dükkanıma 20 lira bozuk para getiren arkadaşa ya bozuk parayı kasaya bırak 20 lira bütün parayı al ben yemek yiyorum dediğimde, bana ben hiç kimsenin kasasına  elimi sürmem demesiyle aklıma geldi ve yazma ihtiyacı duydum. Yazan : ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com/0506 845 61 38-0216 338 67 09 MALATYA

Kayıt Tarihi : 14.02.2012 11:03:28

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :

   BİR HADİSEYE SİYASİ BİR GÖZLE BAKMAK SORUNLARI TAM OLARAK ÇÖZMEZ, HATTA SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ ZORLAŞTIRIR MI ACABA?

 Günümüz yaşamında belirli bir siyasi kimlik görüş altında yaşadıkları ülkelerde siyasetle uğraşan siyasetçiler kendi siyasi görüş ve anlayışına uygun tavırlar alırlar ve ülke yönetimini sağlarlar.

Ülke yönetiminde söz hakkı ülkeyi yönetme hakkı verilen siyasetçiler toplum yararına güzel hizmet sözleri vererek seçimlerle gelirler ve aldıkları kararlarda dürüst iyi niyetli toplum yararına hizmetler vermek zorundadırlar.

  Bana sorarsanız ya da benim dünyamda hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun topluma yarar getirecek doğruların yanında olmak vardır ve ülke yönetimleri tarafından alınan kararlarda çıkardıkları yasalarda uygulamalarda topluma ne kadar kolaylık ve yarar sağlayacağı modern çağdaş dünyadaki önemi yaşanacak güzellikler maddi manevi açıdan faydalar sağlaması önemlidir.

  ” Günümüz modern çağdaş yönetim anlayışında sadece belirli bir kesime hizmet vermek çağdışı bir siyasi yönetim anlayışıdır ve bir ülkede birlik ve beraberliği bozup ülkede (kaosa) karışıklığa neden olup barış ve huzurun sağlanmasını zorlaştırır hatta zamanla sosyal patlamaya neden olabilir. “

   Günümüz modern çağdaş yönetim anlayışında kurulan siyasi yönetimler her kesime eşit bir şekilde hizmet verip, her kesimin dil din ırk soy siyasi görüş ayrımı yapmadan her türlü hizmeti demokratik bir anlayışla sunmalıdır.  Ülke yönetiminde görev alan siyasi partiler ya da muhalefet partiler tarafından ulus yararına politikalar üretmeleri yeri geldiğinde siyasi bir gözlükle bakmayıp ulusun huzur ve mutluluğu için birlikte kararlar almalı barış ve huzura katkıda bulunmalıdırlar.

   Doğruların yanında olmak bu devirde cesaret yürek ister ama "toplum yararına doğruları devre dışı bırakan bir takım güçlerden korkarak kararlar alan yönetimler uzun dönemde siyasetçi olamayıp, kısa dönem siyasetçi olmaya siyaset yapmaya mahkum olurlar."

Velhasıl internet sitelerinde 2007 beri yayınlanan 160 taneden fazla kişisel gelişim felsefik yazılar yazan bir felsefeci olarak hangi siyasi görüşe anlayışa sahip olursanız olun “Bir hadiseye  siyasi bir gözle bakmak sorunları tam olarak çözmez, hatta sorunların çözümünü zorlaştırır ve acısını zorluklarını sıkıntılarını ilgili kesimler yaşar.”Yaşanacak güzelliklerin yarım kalmaması dileğiyle. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/alitanergobek@hotmail.com/0506 845 61 38 MALATYA

Kayıt Tarihi : 03.02.2012 15:39:16

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : malatya arguvan akören
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :
BİR ADAMA KIRK DEFA SENİN DEDİĞİNDE ONUN OLU MU ACABA?
Bir adama bir şey için KIRK DEFA SENİN SENİN derseniz belirli bir süre sonra o adam o şeye benim demeye başlar. (hele geçmişinde psikolojik bozukluğu varsa) mesela başkasına ait olan şiir ve felsefeleri kafası bulanık birisine SENİN SENİN sen yazdın derseniz bir süre sonra kendisinin olduğunu ifade etmeye başlayıp felsefeye şiirin çok beğenilmesi akımına kapılıp kendisinin olduğunu ısrar etmeye kendisinin anlattığını yazdığını ifade etmeye ısrarcı olmaya ve artık vazgeçiremezsiniz sahiplenmesinden ve buna bir örnekle açıkladığımda daha iyi anlaşılır. 2007 yılından beri yaklaşık 20 tane internet sitelerinde yayınlanan Benim 160 taneden fazla yazdığım felsefelere sahiplenen fener yolundaki sebzeci aydın gül tavukçu uğur koç, kasapta çalışan müslüm kam ve eski peynirci erdem kırdar, balıkçı ayhan keleş vb gibi kişilere senin senin sen yazdın demeleri ve onlarda gördükleri ilgi alaka hoşlarına gidip sen yazarsın sen anlattın gibi senin akımına kapılarak her geçen gün beyinlerindeki zaten var olan kimyasal değişimin hızlanmasına ve zamanla zaman zaman şuurlarını kaybetmeye kadar gider. Onun için zamanında tıbbı tedaviye alınmasında yarar vardır. zaten normal aklı dengesi yerindeki bir insana başkasına ait olan şeyleri sahiplenmeyi ilk teklifte redder. nasıl bir söz vardır bir adama kırk defa deli derseniz deli olur.kimse kimseyi deli etmez sinirlendirir huzurunu kaçırır moralini bozar ama deli etmez. ..yazan :alitanergobek@hotmail.com
Kayıt Tarihi : 31.01.2012 10:07:33

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL KADIKÖY FENERYOLU
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL ATAŞEHİR
Mesajı :
ÖLÜMÜ BEKLERKEN SON ANLARIMIZDA YAŞADIKLARIMIZ
     Bazen tıbbi tedavinin cevap vermediği anlar vardır ya insan hayatında, işte o an insan ölümü hatırlar sonum geldi diye düşünmeye başlar ve kimi insan öfkelenmeye sinirli davranmaya, kimi insan sessizliğe bürünürken, kimi insansa duygulanmaya göz yaşı dökmeye başlar fakat  genelde çoğu insana  o an iyileşeceksin diye kandırılmaya moral verilmeye çalışılıp  öleceği belli edilmemeye çalışılır ve yakınları sevenleri gizli gizli ağlamaya gözyaşı dökmeye başlar, bazende son istekleri sorulur ve için için yakar insanı her türlü ayrılık. yazanı :ALİ TANER GÖBEKOĞULARI/ alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38 Arguvan/ Doğanşehir /MALATYA
Kayıt Tarihi : 29.01.2012 12:49:36

Ad : Müslüm
Soyad : YANIK
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : KÖMÜRLÜK-ARGUVAN-MALATTA
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : ŞİŞLİ-İSTANBUL
Mesajı :

SEVGİLİ DOSTLAR

ANNEMİN VEFATI DOLAYISIYLA BİZİ TELEFONLA ARAYARAK, BİZZAT EVE GELİP TAZIYELERİNİ BİLDİREN, ACIMIZI PAYLAŞAN TÜM DEĞERLİ DOSTLARIMIZA SEVGİLERİMİ, SAYGILARIMI SUNARIM.

                                                                               MÜSLÜM YANIK

 

 

 

Kayıt Tarihi : 23.01.2012 09:34:05

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN KÖYÜ
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL İÇERENKÖY ATAŞEHİR
Mesajı :

İDEOLOJİ NASIL BİR DUYGU VE FELSEFESİ NASIL ACABA?

(Aslında bu konuda fazla bilgisi olan birisi değilim umarım yanlış anlaşılmam. TAMAMINI OKUYUN LÜTFEN)

Herkesin bir yaşam görüşü yaşam anlayışı hayata bakışı vardır. Her insan kendini yöneten yönetimlerden nasıl yönetilmeleri gerektiğine dair görüşleri fikirleri demokrasi anlayışları vardır ve daha fazla özgür daha rahat bir yaşam için ekonomik anlamda birçok alanda kendi kültürünü inançlarını değerlerini yaşamak için rahat ve özgür davranmak isterler.

Her insanın bir siyasi görüşü vardır kendisini mutlu kıldığına inandığı, fakat bazen duyarsınız ya bu adam çok zengin ama yine de  ve  yasal ve yasal olmayan anlamda siyasetle uğraşıyor diye ..hal bu ki hayat boyu kendine sülalesine yetecek zenginliğe sahip ama yinede mitinglere katılıyor siyaset yapıyor anlam veremiyor insan diye düşünüp dile getirenler olur ve sanırlar ki siyaset ideoloji yoksullar için parası olmayanlar için vardır. İşte ideoloji böyle bir şeydir ve her geçen gün bu ideolojilere katılanların sayısı artıp yasal veya yasal olmayan yoldan karşıt yönetimlere karşı silahlı silahsız mücadele verirler. İstediklerini verseniz bile daha fazlasını isterler.

İdeolojisinin çizgisinde hareket edip kendi dünyasında yer alan şeyleri yaparlar ve gerekirse uğruna her türlü tehlikeyi göz önüne alıp Karşıt görüşte oldukları yönetimlere karşı yapılan mitinglerde yerlerini alıp zaman zaman şiddet içeren faaliyetlerde bulundukları ve onların yaptıkları her şeye muhalefet olurlar ve her ortamda tepkilerini dile getirip kendisinden sonra gelen gençliği de kendi ideolojilerinin peşinde koşmalarını teşvik ederler ve milliyetçilik ırk din siyasi görüş vb. gibi anlayışları kullanıp dikkat çekme eğiliminde olup, aldıkları şiddet içerikli sert tepkileri kullanma arzusu içindedirler.

Kimi insanlar yönetimler ideolojisinin peşinde koşan insanlara anlam veremezken ortalığı karıştıran huzuru bozan kimseler olarak görürken, kimi insan ise daha anlamlı kılar ve onlar canlarını feda etmese onların fedakarlıkları olmasa böyle özgür ve rahat bir yaşamımız olamazdı diye düşündükleri de söz konusu olup duyarız. (Bu düşünceleri ne kadar doğru onu bilemem ama Atalarımız vatanı uğruna bizler için özgür bir ülkede yaşayalım diye canlarını feda etmiş ve düşmanı ülkemizden kovalamışlardır.)

Aslında kimi yönetim gruplar ve insanlar tarafından farklı ideolojiler peşinde koşanların KANDIRILAN GENÇLİK VE İNSANLAR olarak adlandırılıp doğru yolda olmadıklarını ülkede barış ve huzuru zarar verdiklerini düşünüp gereken cezalara çaptırılmalarına gerek duyarlar.

Hangi ideolojiye fikre düşünceye sahip olursanız olun yasal yollardan gereken mücadelenizi vermeniz sesinizi duyurmanız için gerekli eğitim öğretimi alıp ülke yönetiminde söz hakkı sahibi olup yaşadığınız ülkede ortamlarda bilinçli bir yaşam anlayışıyla barış ve huzura katkıda bulunmanız dileğiyle. (bu yazım siyasi içerikli bir yazı olmayıp hiçbir kurum veya kişi örgütten bahsedilmesi söz konusu değildir ve bugüne kadar hiçbir siyasi içerikli yazı yazmadığımı siyaset yazmaktan anlamadığımı bilmenizde fayda var.)Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38-0216 338 67 09 MALATYA

Kayıt Tarihi : 16.01.2012 10:18:49

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN AKÖREN KÖYÜ
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL KADIKÖY ATAŞEHİR
Mesajı :
KÖYDEN GELEN İNSAN ŞEHİR YAŞAMINA AYAK UYDURABİLİYOR MU ACABA? FELSEFESİ
Köyden şehre yurt dışına gurbet ele insanların göç etmesi kendi doğup büyüdükleri yaşamlarını sürdürdükleri bölgelerde iş ortamının yetersiz maddi gelirinin yeterli olmaması ve bir takım çokta az olsa doğal afetler, kan davası siyasi, dini kültürel ve özel meseleler vb gibi. nedenler söz konusu olmaktadır.
“Hani derler ya ekmeğini nerde kazanıyorsan vatanın orasıdır diye” ama insan özlüyor geçmişinde memleketinde yaşadığı güzelliklerini, yöresinin insanını tabiat ortamını insan ilişkilerini vb gibi.
Bende köyden şehre göçen birisiyim ama köyümdeki bizim zamanımızdaki doğal ortamın kıymetini yıllar sonra şehre göç ettiğimde daha iyi anlıyorum ve köyden gelip de şehirde ben değişmedim geleneklerimden vazgeçmedim kişiliğimden ödün vermedim diyen insan, bana göre pek doğru söylememiş olur çünkü şehirdeki hayat şartları yaşam koşulları insanı değişmeye zorlar. Bazen insan kişiliğinden ödün vermesi, o güzelim köyündeki ayıptır günahtır anlayışından zaman zaman kopması bile söz konusu olup, benim hatırım için yap, arkadaşımın hatırı kırılmasın yaşam felsefesinin geçerli olmadığı bir ortamda, her şeyin para olduğu parasız bir yaşamın mümkün olmadığı bir yaşamı yaşadığının zamanla farkına varıyor insan. Parasız olmaz para yaşamımızı sürdürmek için bir tamamlayıcı ama her şeyde para değildir.
. Kimisi koca şehirlerde (yıllar önceki 2007 yazdığım İYİ DÜŞÜN ANADOLU ÇOCUĞU isimli yazımda belirttiğim gibi.) şehir yaşamında psikolojisi bozulup kimisi ise şehir yaşamına ayak uyduramayıp koca metropollerde kaybolup giderler bir hiç uğruna .
Kimi insanda köyde ne vardı, şehirde çalışıp geçinip gidiyoruz, köyde sigara parası bulamıyorduk diye konuştukları şehir yaşamında zaman zaman memnun kaldıklarını da duyarız. Ama yinede insan köydeki insan ilişkilerinin daha seviyeli olması kimi geleneklerin güzelliğinin ön plana çıkması paylaşımın fazla olması köydeki herkesin birbirinin huyunu husunu ahlakını yakından tanıması ona göre tavır alması, aynı kültür ve değerlere sahip olması ve farklı kültürlerle yaşayacağı bir çatışma psikolojik bir savaşa mahkum olmaması ve küçüğünü büyüğünü tanıması, çevresiyle ailesiyle ilişkilerinde daha tutarlı iyi günde kötü günde beraber olması ben köyümü özledim dedirtiyor insana şehir yaşamı. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI / alitanergobek@hotmail.com MALATYA /Arguvan-Doğanşehir 0506 845 61 38/0216 338 67 09   
                                                                                        
YENİ ORTAMLARA GİRMEK VE PSİKOLOJİSİ VE NASIL BİR DUYGU FELSEFESİ NASIL ACABA
Bazen insan girdiği ortamlara ayak uydurabilmesi için evvela ortamı tanıması görmesi seyretmesi ortamdaki ilgili kişilerle tanışması ve zamana ihtiyacı vardır. Aslında alışılmışın dışında yeni bir ortama girdiğiniz önce bir endişeli çekingen davranışlarda bulunup ortamı anlamaya çalışıp heyecanlanmamız sessizliğimizi koruyup ortamdan güven duymaya çalışırız. Belirli bir süre sonra ortamı ortamdaki insanları tanımaya başladığımızda kendimize olan güvenimizi sağlayıp ortamda daha rahat hareket etmeye daha özgürce davranmaya o ortamdan birisi olmaya başlarız. Mesela bir işe ilk başladığınızda bunu yaşarsınız (bende turistik otellerde garson olarak çalışmaya başladığımda ilk günler çok sıkıntı çekerdim ve bunları yaşardım.)
Bazense ben bu ortamda yapamam burası bana ters gelir buranın havası insanı insani ilişkileri inancı kültürel değerleri bana göre değil, benim doğrularımla bu ortamın doğruları birbirine ters geliyor bu havaya alışmak ortamdaki insanların yaptığı şeyleri yapmak bana zor geliyor deyip elbisenizi bavulunuzu toplayıp o ortamdan ayrıldığımız anlarımız olmuştur zaman zaman. (Mesela ateist inançsız insanların olduğu bir ortama dindar dinine düşkün bir insanın katılmasıyla ayrılmasının bir olması vb gibi.)
Bazense ortam hoşumuza gidip kendi kültürümüze inancımıza ve kendimizde bulduğumuz bir takım değerlerin dini ahlaki sosyal kültürel alanda ortak değerlerimizin olduğu o ortama ayak uydurmaya ortamdaki insan ilişkilerinizi hızlı bir şekilde algılamaya ortamdaki yapılan faaliyetlere katılmaya kendinizi geliştirmeye ve bundan ortamdan yaptıklarınızdan katılımlarınızdan zevk duymaya hatta gün gelir o ortamda bütün faaliyetlerinde başrolde oynayan siz olursunuz. Hani derler ya, Senin gibi insanların yeri burası sen seviyorsun böyle şeyleri yapmayı gibi(kimi insanın kendi köylerinin kasabalarının sosyal amaçlı derneklerinde vakıflarında görev almaları vb gibi)
Bazen de Yeni ortam yeni insanlarla tanışmak farklı değerler yaşamak kendimizi aşmak ve o yeni tanıdığımız insanlar gibi giyinmek beslenmek ona göre bir yaşam anlayışımızı geliştirip ihtiyaçlarımızın değiştiği bir hayatı yaşamak isteyen yaşan insanlar oluruz. Hatta yeni ortamdaki arkadaşlarınız aramıza hoş geldin sende bizden birisi oldun gibi laflar ederler. Mesela bildiğim kadarıyla gençlerin metalci rapçı vb gibi denen gruplara katılması gibi.)
Hangi ortama katılırsanız katılın onurlu bir yaşam felsefesi benimsemeniz dileğiyle. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38-0216 338 67 09 MALATYA/Arguvan-Doğanşehir

YENİ ORTAMLARA GİRMEK VE PSİKOLOJİSİ VE NASIL BİR DUYGU FELSEFESİ NASIL ACABA
Bazen insan girdiği ortamlara ayak uydurabilmesi için evvela ortamı tanıması görmesi seyretmesi ortamdaki ilgili kişilerle tanışması ve zamana ihtiyacı vardır. Aslında alışılmışın dışında yeni bir ortama girdiğiniz önce bir endişeli çekingen davranışlarda bulunup ortamı anlamaya çalışıp heyecanlanmamız sessizliğimizi koruyup ortamdan güven duymaya çalışırız. Belirli bir süre sonra ortamı ortamdaki insanları tanımaya başladığımızda kendimize olan güvenimizi sağlayıp ortamda daha rahat hareket etmeye daha özgürce davranmaya o ortamdan birisi olmaya başlarız. Mesela bir işe ilk başladığınızda bunu yaşarsınız (bende turistik otellerde garson olarak çalışmaya başladığımda ilk günler çok sıkıntı çekerdim ve bunları yaşardım.)
Bazense ben bu ortamda yapamam burası bana ters gelir buranın havası insanı insani ilişkileri inancı kültürel değerleri bana göre değil, benim doğrularımla bu ortamın doğruları birbirine ters geliyor bu havaya alışmak ortamdaki insanların yaptığı şeyleri yapmak bana zor geliyor deyip elbisenizi bavulunuzu toplayıp o ortamdan ayrıldığımız anlarımız olmuştur zaman zaman. (Mesela ateist inançsız insanların olduğu bir ortama dindar dinine düşkün bir insanın katılmasıyla ayrılmasının bir olması vb gibi.)
Bazense ortam hoşumuza gidip kendi kültürümüze inancımıza ve kendimizde bulduğumuz bir takım değerlerin dini ahlaki sosyal kültürel alanda ortak değerlerimizin olduğu o ortama ayak uydurmaya ortamdaki insan ilişkilerinizi hızlı bir şekilde algılamaya ortamdaki yapılan faaliyetlere katılmaya kendinizi geliştirmeye ve bundan ortamdan yaptıklarınızdan katılımlarınızdan zevk duymaya hatta gün gelir o ortamda bütün faaliyetlerinde başrolde oynayan siz olursunuz. Hani derler ya, Senin gibi insanların yeri burası sen seviyorsun böyle şeyleri yapmayı gibi(kimi insanın kendi köylerinin kasabalarının sosyal amaçlı derneklerinde vakıflarında görev almaları vb gibi)
Bazen de Yeni ortam yeni insanlarla tanışmak farklı değerler yaşamak kendimizi aşmak ve o yeni tanıdığımız insanlar gibi giyinmek beslenmek ona göre bir yaşam anlayışımızı geliştirip ihtiyaçlarımızın değiştiği bir hayatı yaşamak isteyen yaşan insanlar oluruz. Hatta yeni ortamdaki arkadaşlarınız aramıza hoş geldin sende bizden birisi oldun gibi laflar ederler. Mesela bildiğim kadarıyla gençlerin metalci rapçı vb gibi denen gruplara katılması gibi.)
Hangi ortama katılırsanız katılın onurlu bir yaşam felsefesi benimsemeniz dileğiyle. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38-0216 338 67 09 MALATYA/Arguvan-Doğanşehir
diğer 160 taneden fazla olan kişisel gelişim felsefe hikaye şiirvb gibi yazılarımı MAZLUMZENGİN.COM , ARGUVANRADYOSU.COM , MALATYA ARGUVAN.COM ,ARGUVANKÖMÜRLÜK.COM sizden gelenler ve ziyaretçi defterlerinden okuyabilirsiniz . ayrıca son yazılarımı facebook adresimden okuyabilirsiniz

YAŞLILIK ÖLÜMÜ BEKLEMEK MİDİR ACABA VE FELSEFESİ
Ölüm her canlı için kaçınılmaz olduğu için, ölümü her canlı tadacak fakat her insanoğlu bu dünyadan gelip geçmeden dünyanın nimetlerinden faydalanmak ister.
Ki insan yaşlandığında bile hayatta yaşanacak ve yaşlığında bile bir takım güzelliklerin mevcut olması söz konusudur. Geçmiş yıllarda otellerde garsonluk yaparken Gelişmiş ülkelerden Avrupa”dan ve Amerika gibi ülkelerden yaşlı insanların ülkelerindeki bakım evlerinden Türkiye “ye geldiğini ve tarihi güzellikleri görmek ve ordan sahil bölgelere (Akdeniz gibi Antalya vb gibi.)gidip doğanın güzelliklerinden (denizinden suyunda doğal gıdalarından yemeklerinden tatmak faydalanmak) yaşamlarının her devresinde yaşında yaşanacak bir takım güzellikleri yaşamak istemeleri hep dikkatimi çekmiştir. Kimi kültürlerde ise insanlar yaşlandıklarında ölümü beklerler adeta ve ne söylesen ya da bir şeyi yapması için teklifte bulunsanız BİZDEN GEÇTİ OĞUL, BİZDEN GEÇTİ YİĞEN SİZ DAHA GENÇSİNİZ gibi yorumlar da bulunurlar. Benim anladığım kadarıyla eğitim öğretim seviyesinin yüksek olduğu ve ekonomisinin iyi düzenli bir yaşamın yaşam bilincinin hayata geçirildiği ülkelerde, o ülkelerin insanlarının insan yaşamının her döneminin kendine göre güzelliklerini görmek yaşamak hakkının ve insanın bir değerinin var olduğunun HER ŞEY İNSAN İÇİN felsefesinin güdüldüğünün, yarın ölecek gibi yaşamalarıyla güzel bir hayat felsefesi olduğuna inanmaktayım. Yaşlandığınızda bile bir köşeye kenara çekilmeyip mutlaka yaşlılıkta bile görmeniz gezmeniz tatmanız gereken şeyler olduğuna inanmanız bilinciyle yaşamanız dileğiyle.Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com 0506 845 61 38/0216 338 67 09 MALATYA
Kayıt Tarihi : 28.12.2011 16:21:42

Ad : Ali Rıza
Soyad : UĞURLU
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : Arguvan İsaköyü
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : Almanya
Mesajı :

     YENİ YIL  2012 YE MERHABALAR DERKEN //

 

      Yılları hayırlar dileye, kutlaya ve kucaklaya hep karşıladık ve gidenleri de ‘’el sallarcasına, selamlayarak uğurladık…

      İyi de, şimdiye dek, gidenler gelenlere neleri bıraktı ve  2001- 2012 yılına neleri devretti ve nelere de gebe bırakıp gidecek?  Bekleyip göreceğiz…

      Her zaman olduğu gibi,  2012 yılını da tüm insanlık alemi için hayırlara vesile olsun deyip kutlayacağız…. Ancak, şimdiye dek işlenen katliamların katillerini ‘’kollayıp gizleyen sistemciler yeni yıla nasıl hesaplarla hazırlandılar?, onu da hep merak ediyoruz doğrusu…     

       24 Aralık 1978 - K.Maraş katilleri  33 yıl sonra bir daha ‘’ Alevi örgütleri tarafından,  K. Maraş’a sokmasalar da, lanetlenerek kınandı…  

       Evet,  33 yıldır K.Maraş katliamı katillerinin ‘’tüm izleri ve adresleri gösterilmesine rağmen, yasalar önüne çıkarıp sorgulamak kimselerin umurunda bile olmadı. Çünkü katil sorgulamak ‘’bizim demokrasilerde demeyelim de‘’  60 kusur senelik çok partili dönemde de, olmadı ve yapmıyorlar işte…

       Yetkililerden bu ve ‘’benzeri olayların üzerine gitmek mi?, kınanılmasına bile müsaade etmiyorlar…  İşte bu yıl ‘’Yurttan ve yurt dışından, K. Maraş katliamını yerinde  kınamak isteyen Alevi örgütlerine yetkili vali tarafından hayır dendi…

       Vurguncu sisteme yamanıp yapışanlar, yılları hep kendi vicdanlarının kirli rengi ile renklendirip kendi amellerine benzettiler…

        Bunca vebal ve ayıplarla yüklü korunan dünya düzeninde, ‘’yılları fakir fukarayı  yaşlandırıp bellerini de büküp kocatmaktan başka da bir işe yaratmadılar …

        İktidar olup kurumları yönlendiren ve yöneten ‘’gelmiş geçmiş tüm hükümetler, geriye doğru ‘’K. Maraş,Sivas, gazi, Çorum, Malatya Elbistan ve ‘’faili meçhul denen cinayetler dahil, bir iktidar döneminde dile gelip  konu edilmemiştir.. Neden?, Türkiye de değişmeyen sistem yanlı katil ve yolsuzlara sorgu sual olmuyor işte…

       Düzenin ipini kollarına dolamışlarla, el sıkışıp yıl kutlamanın hayra vesile olacağına artık ‘’bu tas bu hamam değişmedikçe,  nasıl da inanabiliriz ki?

        1950 ler den beri, onca iktidarların ‘’al birisini ‘’vurabiliyorsan, vur diğerine. Sivas da 37 canı yakanlar elini kolunu sallayarak gezmekte, ‘’bunlar katildir’’ deyip alıp yargıya teslim etmek yerine, tutup onlardan bazılarını ‘’omuzlarında günah, yüzlerindeki lekelerle ‘’TBMM ne vekil olarak getirip  oturttuklarına da şahit olduk…  

        Birileri vardır birilerini aldatır, birileri de var, kendi kendisini aldatır, toplum olarak biz de dönüp hep biz bizi aldatırız. Şimdiye dek, kutladık, hayırlar diledik ‘’ve yine de dileyeceğiz.

        Ancak, yıllar hep vurgun vuran bir avuç vurguncunun yılı olarak, tur atıp dönüşüne bakıp durulmamalıdır…   

      Cumartesi anneleri onca yıldır kayıp çocuklarını arıyor, birileri de dönüp ‘’akan göz yaşlarına bile bakmadan  ’’günün yılın kutlu olsun der, sözü bitirir... Bu hep böyle geldi, böylede gitsin isterler. Dostlar ‘’ateş düştüğü yeri yakar. Ülkemizde  bayramlar ve önemli günleri bir yana bırakalım da, günübirlik dizine vurarak onca çok ağlayanımız var ki…  

     Öyleyken, bahsettiğimiz yıllarda olan katliamları kimler kolluyor ve unutturmaya çalışanlar da kim?  Bu günkü TBMM de bir soruşturma açılsın, her şeyin çorap söküğü gibi çabucak çözülüp önlerine döküleceğinden kimsenin şüphesi olmasın diyorum… Öbür taraftan, Arap baharı belasına soyunanlar, ‘’Suriye yi - 15% lik alevi nüfus mu yönetsin, deyip ülkedeki kinini oralara da ekenlerle mi,  yıllardan hayırlar bekleyeceğiz?

      Ben de biliyorum ki,  bu katliamlar ve tüm işlenen insanlık suçları, dönen dünya ile yıl olup önümüze gelmiyor…Yine de ‘’ kabulü makbul olasıca, her şeyin pek yakında su yüzüne çıkacağı inancımla ‘’yeni yılın ‘’tüm insanlık alemine hayırlar getirmesini diliyor ve hoş geldin deyip yürekten selamlıyorum. Elbette ki, her gelen yıla hoş geldin deyip tüm dünya halklarıyla kutlayacağız.  Ancak, yılları insancıl yıllar olarak yaşamak isteyenler yaşayamıyorlar işte.

 

  Saygılarımla.    

Kayıt Tarihi : 24.12.2011 18:17:45

Ad : ALİ TANER
Soyad : GÖBEKOĞULLARI
Nerelisin (İl-İlçe-Köy) : MALATYA ARGUVAN
Yaşadığı Yer (İl-İlçe-Köy) : İSTANBUL KADIKÖY
Mesajı :  
BİR HATIRAM
Yıllar önce Arguvan"da orta okul 2 inci sınıfa giderken matematik öğretmenim (Keleş Demirci) matematik dersinden yazılı (sınav) yapıyordu ve bende soruları cevaplarken yanımda oturan sınıf arkadaşım metin soruların cevaplarını kendisine de yaptırmamı istedi. Bende yaptığım cevapları arkadaşım metine" de yaptırırken Keleş hoca fısıltımızı duydu yanımıza geldi. Önce benim cevap kağıdıma ...baktı sonra metinin cevap kağıdına baktı, sorulara verdiğim cevapların yanlış olduğunu anladı ve bana SANKİ DEDİ KENDİSİ CEVAPLARI DOĞRU YAPIYORDA, BİRDE BAŞKASINA YANINDAKİNE YAPTIRIYOR DEDİ ve bana bir kaç tokat attı .O yıllardan sonraki yaşamımda bilmediğim bir şeyi yapmamaya ve başkasına da yaptırmamaya çaba göstermiştirim . yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanergobek@hotmail.com MALATYA ARGUVAN LİSESİNDEN BİR ANI
Kayıt Tarihi : 30.10.2011 20:40:27

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

Arguvan Kömürlük © 2007 - Tasarım ve kodlama Met Web Tasarım

arguvan@arguvankomurluk.com